ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
HÜSEYİN GAZİ EKŞİOĞLU İLE ÇOK ÖZEL...

HÜSEYİN GAZİ EKŞİOĞLU İLE ÇOK ÖZEL...

Editör HATİCE ZÜMER

Hüseyin Gazi Ekşioğlu, sınıf geçmesini bile sağlayan çocukluk aşkı şiirleri hayatı boyunca hep içinde yaşatmış ancak bunları uzun yıllar içinde saklamak zorunda kalan bir şair.

Hayat koşturmacasından fırsat buldukça şiirlerini kaleme alan Ekşioğlu, ilk kitabı “Geç Kalmış Şair”le edebiyat dünyasında olumlu tepkiler almayı başardı. İki kitabı daha yayınlanmayı bekleyen Hüseyin Gazi Ekşioğlu ile şiir sevdasını ve bunun için verdiği mücadeleyi konuştuk...

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

01.01 1957 Rize İkizdere doğumluyum. İlkokul 2. sınıfta ailemle İstanbul’a geldim. 1980 İhtilali sebebiyle üniversiteyi bitiremedim. O yıllardan beri aile mesleği olan inşaatın içindeyim. İlkokuldan beri şiirle çok yakın irtibat içindeyim. Hatta şiirle sınıf geçmiş durumdayım. Hikayesi çok ilginçtir. Karadeniz’den İstanbul’a geldiğimizde şive bozuklukları yaşamımızı olumsuz etkiliyordu. Hiçbir şeyden anlamıyordum. Diğer çocuklarında baskısıyla çocuk halimle psikolojik dengemi kaybettim. 2. Sınıfta kalıp geçmesi konusunda karar verilen ilk öğrenci benim herhalde. Son güne kadar sınıfta kalacağım kesindi. Bunu öğretmenim babama “Bu şekilde sınıf geçmesinin bir faydası yok” demiş.

Öğretmenim İstanbul’lu

Nihal Erentürk adı

Hiçbir ana doğurmadı

Böyle Müslüman evladı

Mahpuslar uğruyor affa

Babam sinirli bir kalfa

Sen bilirsin öğretmenim

Bırakma beni sınıfa

diye biten şiir son saniyede bu şiiri görüyor. Ben bir gün kala bu şiir vasıtasıyla sınıfı geçiyorum. Şiir o günden beri benim hayatımda çok önemli. Hobinin çok daha ötesinde benim için bir yaşam biçimi oldu.

Neden kitap çıkarmak için uzun yıllar beklediniz?

Uzun yıllar iş hayatı, evlilikler ve çocuklar derken şiire gereken önemi veremedim. İstanbul’da 1000’e yakın konut yapmış bir şirketin sahibiyim. İş hayatım biraz rahatlayınca tekrar şiire yaklaştım. Şu an 1000’e yakın şiirim var. “Geç Kalmış Şiir” adında ilk kitabımı çıkardım. 2. Ve 3. Kitap hazır. Şiirlerim sosyal medyada sürekli paylaşılıyor. Şiir geçmiş yıllarda iş hayatımın gerisindeyken şu an önüne gelmiş durumda. İşi rolantiye alıp şiire ağırlık vermeyi düşündüm. Maneviyatımı güçlendirmeyi düşündüğüm bir dönem yaşıyorum. Şu an 2. Ve 3. Kitabın hazırlıkları içindeyim. Yakın zamanda çıkarmayı düşünüyorum. Şiirin Türkiye2de insanlar üzerinde etkisi büyük ama şiir sevgisi çok fazla sayılmaz. Hatta bir teklif vermek istiyorum. Gelecekte polis olacak kişiye ikametgah, nüfus sureti istendikten sonra keşke bir de dörtlük şiir ezberleme görevi verilse. Dörtlük yazan bir polisin elinde copla insanları coplayabilme ihtimali daha azdır.

Şiirsel gelişiminiz nasıl oldu?

Şiir ilk başladığımda hobi boyutundaydı. Zamanla hayatımda o kadar öne çıktı ki şu an hayatımı kazandığım işten önemli hale geldi. Şiirin sosyal dünyada çok etkili olacağını düşündüğüm için şiirin her yönüyle değerlendirilmesi taraftarıyım. Tanınmamız ve şiirlerimizi insanlara ulaştırmamız çok zor. En büyük sıkıntımız bu. Ne yazarsanız yazın o kadar çok şiir yazan ve şair olduğunu iddia eden insan var ki. Televizyonda edebiyat programı yok. Bugün kime sorsanız şiiri sever. En beğenilen şairler 40 sene önce yaşamış şairler. Türk edebiyatında yeni şairlerin tanıtılması için hiçbir gayret sarf edilmiyor. Basın bunu bir görev olarak düşünmüyor. Belki de bir çok Can Yücel, Nazım Hikmet Özdemir Asaf tanıtılamadığı için yok olup gidiyor.

Size şiiri sevdiren ne oldu?

Şiir sonradan mutlaka sevilir ama şiir yazma merakı insanın içinde olmalı. Küçük yaştan beri şiire karşı çok özel bir ilgim var. Bütün şairlerin şiir yeteneği doğuştan, sonradan geliştirilmiştir. Hayata şiirsel bakmaya çalışmış bir insanım. Bu duygusal insan olmamdan da kaynaklanabilir. Sonradan şiir seveyim diye olmaz.

Bu konuyla ilgili keşkeleriniz var mı?

İş dünyasının gerçekleriyle şair dünyanın gerçekleri çok farklı. O romantik ve duygusal dünya benim gerçek dünyam oldu. Mecburen iş hayatında olduğum için o şair kimliğim hep ikinci planda kaldı. Zaman zaman bunun rahatsızlığını yaşadım. Keşke hiç işadamı kimliğim değil de yalnız şair kimliğim olsaydı da onunla yaşamımı sürdürebilseydim. Onunla hayatımı kazanabilseydim. Tamamen şiire yönelik bir dünya kurmayı çok isterdim. Türkiye şartlarında pek mümkün olmuyor bir tek şiirle yaşamı sürdürmek pek mümkün olmuyor. Belki birçok şairimiz öldükten sonra bu işten para kazanılabildiğini ispat edebildi. Yaşarken para kazanıp yaşamını sürdüren şairler oldukça azdır.

En çok etkilendiğiniz şairler hangileri oldu?

Türk şairlerinden tartışmasız Nazım Hikmet benim gözümde şair ötesi insan üstü bir canlı. Türkçeyi nasıl bu kadar güzel ve akıcı kullandığını hep merak ederim. Nasıl bir eğitim almış ki bunu başarıyor? Hayret edilecek bir şey. Kendi tarzıma benzettiğim Özdemir Asaf’tır. Onun tarzıyla benim tarzım çok örtüşür. Ahmet Arif, İlhan Berk, Necati Cumalı, Faruk Nafiz Çamlıbel. Bunlar Türk şiirinde çok kaliteli ve değerli şairler var. Keşke insanlarımız bunu biraz takip etse. Hayatına öyle bir renk katar ki. Farklı bir bakış açısı getirir. Şiiri seven insan için hayat bambaşka bir boyuta geçebilir. Sadece birkaç şiiri dikkatli okumak bu sevgiyi kazanmaya yeter.

Bu şairlerden tanışıp şiirlerinizi dinlettikleriniz var mı?

Fazıl Hüsnü Dağlarca Kadıköylüdür. Onunla çok ileri yaşa geldiğinde tanıştım. Sohbetlerimizde birkaç şiirimi okudum. Tanıştığımızda 90’lı yaşlardaydı. Beğense de çok olumlu konuşmayı sevmezmiş. Sonradan şiirlerimi beğendiğini başkalarından duydum. Bu olay beni çok mutlu etti. Fazıl Hüsnü Dağlarca benim hayranlık duyduğum, Türkçe’yi çok iyi kullanan bir şairdir.

Tema olarak yalnızlığı çok kullanıyorsunuz...

Yaşamın içindeki tüm konular benim şiir konum olabilir. Çevrem beni aşk şairi olarak düşünür. Benim doğayla, hayvanlarla, dostluklarla da ilgili şiirlerimde var. Şiirin malzemesi acıdır zaten. Şiir acıyı ortaya çıkarır. O yüzdendir ki çok modern ve acı olmayan, çok gelişmiş toplumlarda şair sayısı azdır. Dolayısıyla şiirin çimentosu acıdır. Tüm konular benim şiir konum olabiliyor. Ama öncelikle aşk birinci sırada.

Aşka bakış açınız nedir?

Şaire aşk nedir diye sormuşlar. O da “Bilenler söylemiyor, söyleyenlerde bilmiyor” diye cevap vermiş. Aşk için herkesin kendisine göre tanımları var. Aşkın standart bir tanımı yok. Herkesin kendisine göre yorumları vardır. Hepsi de doğrudur. Kimse Senin aşk tanımın doğru değil diyemez. Genelde karşı cinse karşı olan duygu yoğunluğudur. Kelimeleri kağıda en güzel o duygular döktürür. Çok hafife alınıp çok dalga geçilmesine rağmen; çok bastırılan bir tema olarak işlenmeye çalışılsa da gerçekten bir insanın yaşadığı binlerce duygunun en güçlüsüdür. Bunu kabul edip öyle düşünmek lazım. Kenara itilecek bir duygu değil.

Size göre en özel şiirleriniz hangileri?

Şiirlerim arasında aşktan bahsediyorsak “Ağlama” şiirinin güzel olduğunu düşünürüm. Benim şiirlerimde şöyle bir özellik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Güzeldir veya çirkindir buna okuyucu karar verir. Ama yüzde yüzü yaşanılmış olayların etkisiyle yazılmış şiirlerdir. Ormanda insanın elinde balta gördüğüm manzara benim şiir konum olabiliyor. Yolda sahipsiz geçen köpeği okşarken karnı aç mı diye düşünmediğimiz anlar oluyor. Bu da benim şiir konum olabiliyor.

Şiir yazmak için özel çalışmanız oluyor mu?

Kağıt ve kalem sürekli yanımda olur. Burası benim şiir yazdığım yalnız kaldığım bir ortamım. Tuvalette bile kağıt kalem bir tarafta durur. Her an arabamda, sağda solda aklıma gelen bir cümle olur. Sonra bunu geliştiririm. Olaylara şahit olmam veya bizzat yaşamam benim şiir yazma şeklimdir. İlkokulda bile biliyordum ki ne olursa olsun şiir hayatımın bir yerinde olacak. Ama işin içine bu denli girdikten sonra op insanın kendisini tanıtması ve dillerde dolaştırılmasının ne kadar zor olduğunu anladım. Onları bir kez daha takdir ediyorum. Çok olağanüstü işler başarmışlar. Bugün çok zor bir şey. Çok yıllar alıyor. Tanınmak için TV, gazete var. Onlarda geçmişte çok daha etkili edebiyat programları yapardı kanallar. Şimdi ondan tamamen vazgeçmişler. Herhalde halk pek ilgilenmiyor diye düşünüyorlar ama halka sunulsa insanlar ilgi duyar. Birkaç gazete alıyorum ama hiç birinde göremiyorum.

Şiir adına bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?

Ölene kadar şiirin içinde olacağım kesin. Şair olarak kalmaktan çok çözüm bulmak istiyorum. Sokaktaki insanlara şiiri sevdirecek bir yol bulmamız lazım. Şair olduğunu iddia eden insanlar halka şiiri sevdirmenin yolunu bulmak zorunda. Halk şiir sevmiyor diye onları kenara atmanın kimseye faydası yok. Doğruda değil. Müzisyen kendisini sevdirecek şarkıları yaparsa halk onu seviyor. Yapmazsa da kaybolup gidiyor. Şiir de böyle. Halkın şiiri seveceği bir yol bulmak lazım. Ben kendimce birçok şey yapıyorum. Kitabımın birinci baskısının gelirini Tema Vakfı’na bağışladım.

Şiir dünyasında ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Bir yere varmak a’dan z’ye kadar zorluklarla dolu. Onun için sonuna kadar yazacağım. Etrafımda şiiri hiç sevmeyen 10’larca insana şiiri sevdirdim. Ben şiir sevmem diyen çok arkadaşım vardı. Bugün en son ne yazdın diye sabahın köründe telefon açan arkadaşlar var.

Kendinizi Don Kişot gibi mi görüyorsunuz?

Şu an görüntü o. Çok kolay bir şey değil. Şiir konusunda edebiyat dünyasında bir yerlere varmak hakikaten çok zor. Şairlerde egoları yüksek duygular herhalde. Böyle bir birliktelik yok. Şiir yarışmaları yine var ama çok zayıf. Eskiden basını meşgul ediyordu, orada tanıtım imkanı oluyordu. Şimdi yarışmaları bulmak için bile internette saatlerce araştırmak lazım. Dünyasına şiiri sokan insanın kötü olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Şair ruhlu insanın şiir sevmeyen insana göre insancıl yönü daha fazladır.

Şiir albümü yapma projeniz var mı?

Şiir albümü düşünüyorum. Hatta birkaç tane görüşmem oldu. Şiir okuduğum bir demom da var. Çok meşgul olunması lazım. Biraz daha işlerimin rahatlaması lazım. Çıkacak şiir kitabıyla beraber şiir albümünü birlikte çıkarabilirim. O yönde düşüncelerim var. Bu tanıtım anlamında çok önemli. Şiirin yazılmasından çok daha önemli bir şey okunması. Çok güzel bir şiir çok güzel okunmazsa değerini asla bulamaz. CD’de güzel okunan şiir insanları çok daha fazla etkileyecektir.

Şiir okunmamasında kültür seviyesinin düşük olması neden mi sizce?

Kültür seviyesi edebiyatla çok paralel ilerleyen bir şey. İnsanlarımız o kadar mutsuz ki. Odaklandığımı noktalar para, ticaret, kazanç, borç. Günlük yaşayan bir toplum olduk. Sanat ve edebiyata yönelik hiçbir gayretimiz yok. Çok para kazanan insanlar var. Bunlar karınlarını doyuruyor ama ruhunu doyurmak için sanat ve edebiyatın öneminin farkında değiliz. Ne kadar paran olursa olsun ruhun açsa tok değilsin. Mutlaka bir eksik hissedeceksin kendinde. Çok parası olup da hayattan zevk almayan bir çok insan var. Ruhlarını tatmin edecek bir konu bulamadıkları için maalesef psikolojik sıkıntılar yaşıyorlar. Herkese mutlaka edebiyatla ilgili, hobi edinmelerini öneriyorum. Kendi ruhlarının açlığının giderebilmeleri için.

Kültür Bakanı olsanız neler yapardınız?

Edebiyat ve sanat yönelik programlar yapılmasını teşvik edecek bir takım girişimlerde bulunurdum. Devletin edebiyat ve şiir konusunda vatandaşını yönlendirici ve bunun karşılığında bir yerlere varılmasını sağlayacak planlar yapardım. Bu konuda en önemli sorunumuz her konuyu herkes çok iyi biliyor. İyiyle kötü güzelle çirkin bir karmaşadır gidiyor. Ben şairim diyen herkes şair olabiliyor. Toplumda şiir okuyucusu kadar şair var. Bunları ayırabilecek bir kuruluş lazım. Roman tiyatronun edebiyatın diğer alanlarına da Kültür Bakanlığı el atsa topluma bundan daha büyük hizmet herhalde olmaz. 10 tane üniversiteye bedel.

Neler yapılmalı sizce?

Bu işi iyi yapan insanları ayır edecek bir beyin kurulu kurulması lazım. Her şiir yazan şair değildir. Roman yazan yazar değildir diye bunları ayır edecek bir takım kriterlerin konulması lazım. Onu da kültür Bakanlığı ancak yapabilir. Sanatçıların hiçbir sorunlarıyla ilgilenilmiyor. Atatürk’ten bu yana çok görülen bir şey değil. Bir tek Atatürk döneminde sanata ve sanatçıya çok önem ve değer verilmiştir. Kültür Bakanlı yarışmalar yapabilir. Bu yarışmalar karşılığında en önemlisi bu yarışmaları yapacak kişilerin uzman kişilerden oluşması şart. Herkes yazıyor. Hangimiz şairiz belli değil. Doğruyla yanlış, güzel ile çirkin ayrılmalı. Şiirin tarifi yok. Bir standartı yok. Bunu bilgi sahibi akil insanlar yapabilir. Devletin buradaki konuma tamamen şiiri yüceltme ve geliştirme şiarlı olacağı için o yönde bir çalışma edebiyatı uçurur. Dünyada çok önemli bir yere getirir. Toplumun kültür seviyesini başka nasıl yükseltirsiniz?

Yayınevleriyle de sorunlar yaşamışsınız?

Yayınevimin katıldığı imza günlerine katılıyorum. Bir yılda 15 imza gününe ve fuarına katıldım. Okuyucularla tanıştığımız ortamlar oldu. Şiir gecelerimiz oluyor. Ama şiirde insanlara ulaşma anlamında tatminsizlik içindeyiz. Sosyal medyadan gelen güzel tepkiler beni motive ediyor. Gelen olumlu eleştiriler insana güç veriyor. Yayınevleri ticarethane. Duygusal bir dünyanız var. Adam manavlık yaparken yayınevi açmış. Şiirden anlamayan bu adama şiirin güzel olduğunu nasıl anlatacaksınız? Yayın evleriyle sorunlar yaşıyorum. Yayınevim Kültür Bakanlığı’nın benim kitabımı seçtiğini ve ülkenin her yerindeki kütüphaneler dağıtılacağını bildirdi. Bunun bütün gelirinin kendilerinde kalması şartı koydular. Benle böyle sözleşme imzalamak istediler. Kabul etmeyip yayıneviyle sözleşmemi iptal ettim.

Ulaştığınız son noktada neler düşünüyorsunuz?

Ne yazarsanız yazın şöhretli ve tanınan birisi olmadan bir yere gelemiyorsunuz. Şiir kitapları çok satmıyor. Şairin çok silahı yok. Bugün Nazın Hikmet çıksa ne yapabilir ki? Ancak 40 – 50 sene sonra bir yere gelebilir. Dahi olsanız dünyayı yerle bitecek şiirlerde yazsanız işiniz zor. Bu işi bırakmak niyetinde değilim. Bütün gayretim şiirlerimin tanınması. Şair duygularını ortaya koyup kenara çekilmek ister. Duygularının birileri tarafından memnuniyetle okunması onun en büyük mutluluğudur. Onu gerçekleştirme gayretindeyim.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

MAGAZİN

TUĞBA ÖZAY DÖNER USTASI OLDU, KURDELE KESTİ.

TUĞBA ÖZAY DÖNER USTASI OLDU, KURDELE KESTİ. Önceki gün İstanbul Beylikdüzünde SHAWARMAX isimli restoranı açan türkücü Ekin e eski manken ve şarkıcı Tuğba Özay ...

NESLİHAN MALTEPE KANAL 7 DE SUNUCULUĞA BAŞLADI.

NESLİHAN MALTEPE KANAL 7 DE SUNUCULUĞA BAŞLADI. MANKEN FOTOMODEL KOZMETİK ÜRÜNLERİNİN REKLAM YÜZÜ OLAN NESLİHAN MALTEPE BUNDAN SONRA HER PAZAR ÜLKE TV DE YÖRÜNGE P...
AKP YALAN YANLIŞ OLAN RESMİ TARİH ENKAZINI KALDIRMAYA YANAŞMIYOR01 Kasım 2014

REKLAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi